İYİ
Kİ DOĞDUN :)
Çok
uzaklara giderken bıraktığın emanetlerinle birlikte, yaşam mücadelesini dimdik,
ayakta ve başarılı bir şekilde tüm yüreğimizle devam ettirmekteyiz babacığım.
Nasıl uzaklar diyebilirim ki gittiğin yerlere, öyle değil mi? Aslında çok daha
yakın oraları, öyle değil mi? Tüm sevinçlerimi hep ilk sen öğrenmedin mi?
Gittiğin o son günü aklımdan çıkarmak istesem de, hayal ettiğim yerlere
vardığını düşündüğümde, o günü aklımdan çıkarmayarak orada kalmasını istiyorum.
Zaman çok çabuk geçiyormuş bunu anladım bu geçirdiğimiz senelerde. Attığım
adımlarda nefesini yanımda hissettiğimde daha sağlam atmaya başladım. Attığım
adımların arkada kaldığını sen öğrettin bana. Yeni adımlarımla yeni yollar
açabileceğimi de tabi ki. Kolay değil sen olmadan, adımları atabilmek. Kararlar
alabilmek ve ne olursa olsun onların arkasında durabilmek. Zaman gerçekten çok
göreceli bir kavrammış. Bir bakıyorsun, yaşadıkların aslında dün gerçekleşmiş
gibi sonra da bir bakıyorsun koskoca 10 seneyi devirip 11’in içine girmişiz. İşte
burada Aziz Nesin'in sözü aklıma geliyor: “Bazen insan öyle bir özlenir ki.. Özlenen bilse, yokluğundan utanır.” diye cümleler anlatamıyor hasretimi. Hasretlik, uzaklık, yokluk ve
varlık her şey şimdi daha farklı yaşanıyor babacığım. Bunların en derininde
hissetmeyi öğrenmişim meğer. Sen yanımda yok iken çekilen hasretlikmiş doğru
olan. İyi ki doğmuşun büyüğüm. İyi ki gelmişim dünyaya ve senin gibi bir insanı
tanıma fırsatına erişebilmişim. Bu özel günler benim için hala çok önemli
büyüğüm. Ömrüm yettiği sürece de vazgeçecek gibi de durmuyorum. Bir bu konu da
anlaşamıyorduk seninle herhalde. Olsun ya bir konuda da ayrım olsun aramızda.
Acaba sorun yaşar mıydık diye çok düşünüyorum, babalarıyla tartışanları
görünce. Olsaydı da tartışsaydık diyorum bazen. Kıymetini bilin, gidince
ihtiyacınızı daha iyi anlıyorsunuz diyemiyorum kimseye, yanlış anlayacaklar
diye. Onlar bana yaşadıkları sorunları anlattıkça, ben içimden gülüp geçiyorum.
Ben ufacık bile olsa kavga edemiyorum diyemiyorum. Ara sıra sıkıntılar üstüme
geldiğinde beni bunlarla sınama Allah’ım diye dua ediyorum. Sana anlatarak seni
de üzmek istemiyorum. Bir şeye çok sevindiğimde de, heyecanlı bir şekilde sana
anlatmayınca tam anlamıyla sevinemiyorum aslında. Duyguları hissederek yaşamak
önemliymiş büyüğüm, bunu anladım. Ben zaten hiçbir duygumu üstünkörü yaşamadım.
Tam anlamıyla parmaklarımın ucuna kadar, her zerresini yaşayarak öğrendim
duyguların anlamını. İşte böyle özel bir günde de yine hissediyorum o duyguları.
Biraz daha zaman alsaydın da, biraz daha vakit geçirseydik olmaz mıydı
gerçekten? Yaşamdaki acıları öğreterek, hazırlayarak gitseydin olmaz mıydı? Hep
bir acı yaşadıkça sana olan hasretim en üst boyuta ulaşmak zorunda mı? Aslında
acılar o kadar fazla canımı acıtmıyor da, senden fikir alamamak yakıp dağlıyor
yüreğimi büyüğüm.
Bunca
yazıya ne gerek var aslında öyle değil mi, özledim ya işte en derininden daha
ne diyeyim?
Tekrardan
iyi ki doğdun babacığım ve gönül rahatlığıyla mutlu bir şekilde uyuyabilirsin
büyüğüm…

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder