2 Şubat 2012 Perşembe

DAYANAK :)


İnsanın bazen etkisiz eleman gibi hissettiği anlar olur ya işte öyle bir andayken, böyle yazılara yani bir “kaçış yazısı” mı desem ya da “başlangıç yazısı” mı, yani adını bile koymakta zorlandığım ama sadece rahatlama diyebileceğim yazılara başlamak istedim. Çünkü yazarak kendimi rahatlatacağımı ve sonunda bunu okurken tatmin olacağımı, ardından seneler geçtiğinde ise yüzümde tebessüm bırakabilecek bir şeyler karalamak istiyorum. Ben hiçbir zaman duygularımı dışarı vurarak yaşayamadım. Çok sevindiğim ya da çok üzüldüğüm anlarda bunu kendimle yaşamayı seçtim. Sadece tek bir dayanağım vardı o anlarda. Onu açıkça söylemek istemiyorum, sadece “dayanak” diyerek bahsetmek istiyorum. İçime fazla gelen duygularımı taşıyamadığım zaman, o her zaman bana bir destek verdiği için onu dayanak diye adlandırıyorum. Belki kötü bir kelime olarak kulağınıza gelebilir ama herkesin şu hayatta bir dayanağı vardır elbette. Kısaca şöyle bahsetmek istiyorum. Ayakta durabilmek adına, yaşam savaşını devam ettirebilmek adına, bazı şeyleri unutmak adına ya da hiçbir zaman unutmamak adına hep bir dayanağa ihtiyaç duymuşuzdur. Yeri gelmiş bu dayanak anneniz ya da babanız olmuştur, yeri gelmiş en yakın arkadaşınız olmuştur. Ya da bir kaleme dayanak demişsinizdir, belki de her gece pencereden aynı yerde izlediğiniz bir yıldıza demişsinizdir. Belki de kininiz sizin dayanağınız olmuştur. Her ne olursa olsun o dayanak dediğiniz şey sizi hayata bağlamıştır. Ayağınızın altından toprakların kaydığını hissettiğinizde, nefesinizin kesilip her şeyin sizin aleyhinize olduğunu sandığınızda ve artık yapacak bir şeyin kalmadığını düşündüğünüz zamanlarda, geçmişte yaşadıklarınızın sizi boğduğunu ve yeter her şeyden kurtulmak istiyorum artık dediğiniz o anlarda, işte o dayanak kendi asli görevine dönüşüp sizin düşmenizi engelliyorsa ona sımsıkı sarılın ve hiçbir zaman bırakmayın. Çünkü o, sizi hayatın güzelliklerine ve bir o kadar da acımasızlıklarına bağlamak istiyor. İçinizdeki, ona o ismi uygun gördüğünüz şey, aslında sizin kendi sesiniz ve onunla hayata devam etmek istiyorsunuz. Yani gün gelir o dayanak diye adlandırdığımız şeyler değişebilir ama biz aynı kaldığımız sürece onu değiştiren yine biz olacağımızdan dolayı oyunu bozmamak adına, hiçbir yere gitmeden kötü düşünceleri aklımızdan çıkararak yaşama sımsıkı bağlanmalıyız. Her ne kadar gece olduğunda takvimimizin yaprakları tek tek düşse de, gecenin sonunda yepyeni ışıl ışıl mutluluk saçan bir sabah güneşi bizim gözümüzü açmamızı bekliyor. Gecenin sonunda eğer gözlerimizi açabiliyorsak, nefesimizi rahatlıkla alabiliyorsak ve kalkıp yüzümüzü yıkayabiliyorsak bilin ki o yeni günün içinde olmak için o kadar fazla nedenimiz var ki gerçekten anlatsam sayfalar yetmez J
İşte o dayanak diye bahsettiğim şeyi ben yıllarca hiç değiştirmedim. Kolay kolay değiştirmeye de hiç ama hiç niyetim yok. Çıkmazların içinde olduğum anlarda o benim yol açıcım olamasa da bana farklı bir bakış açısı kazandırarak yoluma devam etmemi sağladığından dolayı, ne onu hayatımdan çıkarabilirim ne de onu değiştirerek başka bir şeyi dayanak diye hayatıma sokabilirim. O kadar çok, dar ve dökük köprülerin üzerinde yürüdüm ki ama çoğu zaman bakış açımı değiştirerek belki de kıl payı da olsa doğru yöne koşmayı başarabildim. Fakat sen, ne kadar çok doğru taraf diye düşünsen de, ummadığın sıkıntılar seni orada bekleyebilir. Ama mutluluğu tek bir tarafa bağlamadan yaşamak ise sadece bizim elimizde. O sıkıntıların arasında bile mutlulukların bizi beklediğini unutmamak gerekir. Çünkü her zaman mutlu olmayı hak edecek kadar nitelikleri fazlasıyla taşıdığımızı düşünüyorum. Son olarak yeni bir yılın ilk gününde mutlu olmak adına yeni yıldan o kadar çok beklentilerim olduğundan dolayı 2012' nin kötü söylentilerini aklımdan çıkararak hayal kurmaya devam etmek ve tüm mutlulukların beni beklediğini düşlemek istiyorum...
01.01.2012 - 22.50 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder