İnsanın
bazen etkisiz eleman gibi hissettiği anlar olur ya işte öyle bir andayken,
böyle yazılara yani bir “kaçış yazısı” mı desem ya da “başlangıç yazısı” mı,
yani adını bile koymakta zorlandığım ama sadece rahatlama diyebileceğim
yazılara başlamak istedim. Çünkü yazarak kendimi rahatlatacağımı ve sonunda
bunu okurken tatmin olacağımı, ardından seneler geçtiğinde ise yüzümde tebessüm
bırakabilecek bir şeyler karalamak istiyorum. Ben hiçbir zaman duygularımı
dışarı vurarak yaşayamadım. Çok sevindiğim ya da çok üzüldüğüm anlarda bunu
kendimle yaşamayı seçtim. Sadece tek bir dayanağım vardı o anlarda. Onu açıkça
söylemek istemiyorum, sadece “dayanak” diyerek bahsetmek istiyorum. İçime fazla
gelen duygularımı taşıyamadığım zaman, o her zaman bana bir destek verdiği için
onu dayanak diye adlandırıyorum. Belki kötü bir kelime olarak kulağınıza
gelebilir ama herkesin şu hayatta bir dayanağı vardır elbette. Kısaca şöyle bahsetmek
istiyorum. Ayakta durabilmek adına, yaşam savaşını devam ettirebilmek adına,
bazı şeyleri unutmak adına ya da hiçbir zaman unutmamak adına hep bir dayanağa
ihtiyaç duymuşuzdur. Yeri gelmiş bu dayanak anneniz ya da babanız olmuştur,
yeri gelmiş en yakın arkadaşınız olmuştur. Ya da bir kaleme dayanak
demişsinizdir, belki de her gece pencereden aynı yerde izlediğiniz bir yıldıza
demişsinizdir. Belki de kininiz sizin dayanağınız olmuştur. Her ne olursa olsun
o dayanak dediğiniz şey sizi hayata bağlamıştır. Ayağınızın altından
toprakların kaydığını hissettiğinizde, nefesinizin kesilip her şeyin sizin
aleyhinize olduğunu sandığınızda ve artık yapacak bir şeyin kalmadığını düşündüğünüz zamanlarda,
geçmişte yaşadıklarınızın sizi boğduğunu ve yeter her şeyden kurtulmak
istiyorum artık dediğiniz o anlarda, işte o dayanak kendi asli görevine dönüşüp
sizin düşmenizi engelliyorsa ona sımsıkı sarılın ve hiçbir zaman bırakmayın.
Çünkü o, sizi hayatın güzelliklerine ve bir o kadar da acımasızlıklarına
bağlamak istiyor. İçinizdeki, ona o ismi uygun gördüğünüz şey, aslında sizin
kendi sesiniz ve onunla hayata devam etmek istiyorsunuz. Yani gün gelir o
dayanak diye adlandırdığımız şeyler değişebilir ama biz aynı kaldığımız sürece onu
değiştiren yine biz olacağımızdan dolayı oyunu bozmamak adına, hiçbir yere
gitmeden kötü düşünceleri aklımızdan çıkararak yaşama sımsıkı bağlanmalıyız.
Her ne kadar gece olduğunda takvimimizin yaprakları tek tek düşse de, gecenin
sonunda yepyeni ışıl ışıl mutluluk saçan bir sabah güneşi bizim gözümüzü
açmamızı bekliyor. Gecenin sonunda eğer gözlerimizi açabiliyorsak, nefesimizi
rahatlıkla alabiliyorsak ve kalkıp yüzümüzü yıkayabiliyorsak bilin ki o yeni
günün içinde olmak için o kadar fazla nedenimiz var ki gerçekten anlatsam
sayfalar yetmez J
İşte
o dayanak diye bahsettiğim şeyi ben yıllarca hiç değiştirmedim. Kolay kolay
değiştirmeye de hiç ama hiç niyetim yok. Çıkmazların içinde olduğum anlarda o
benim yol açıcım olamasa da bana farklı bir bakış açısı kazandırarak yoluma
devam etmemi sağladığından dolayı, ne onu hayatımdan çıkarabilirim ne de onu
değiştirerek başka bir şeyi dayanak diye hayatıma sokabilirim. O kadar çok, dar ve
dökük köprülerin üzerinde yürüdüm ki ama çoğu zaman bakış açımı değiştirerek
belki de kıl payı da olsa doğru yöne koşmayı başarabildim. Fakat sen, ne kadar
çok doğru taraf diye düşünsen de, ummadığın sıkıntılar seni orada bekleyebilir.
Ama mutluluğu tek bir tarafa bağlamadan yaşamak ise sadece bizim elimizde. O
sıkıntıların arasında bile mutlulukların bizi beklediğini unutmamak gerekir. Çünkü
her zaman mutlu olmayı hak edecek kadar nitelikleri fazlasıyla taşıdığımızı
düşünüyorum. Son olarak yeni bir yılın ilk gününde mutlu olmak adına yeni
yıldan o kadar çok beklentilerim olduğundan dolayı 2012' nin kötü söylentilerini aklımdan
çıkararak hayal kurmaya devam etmek ve tüm mutlulukların beni beklediğini
düşlemek istiyorum...
01.01.2012 - 22.50
01.01.2012 - 22.50

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder