25 Şubat 2012 Cumartesi

IYI KI DOGDUN :)


İYİ Kİ DOĞDUN   :)

Çok uzaklara giderken bıraktığın emanetlerinle birlikte, yaşam mücadelesini dimdik, ayakta ve başarılı bir şekilde tüm yüreğimizle devam ettirmekteyiz babacığım. Nasıl uzaklar diyebilirim ki gittiğin yerlere, öyle değil mi? Aslında çok daha yakın oraları, öyle değil mi? Tüm sevinçlerimi hep ilk sen öğrenmedin mi? Gittiğin o son günü aklımdan çıkarmak istesem de, hayal ettiğim yerlere vardığını düşündüğümde, o günü aklımdan çıkarmayarak orada kalmasını istiyorum. Zaman çok çabuk geçiyormuş bunu anladım bu geçirdiğimiz senelerde. Attığım adımlarda nefesini yanımda hissettiğimde daha sağlam atmaya başladım. Attığım adımların arkada kaldığını sen öğrettin bana. Yeni adımlarımla yeni yollar açabileceğimi de tabi ki. Kolay değil sen olmadan, adımları atabilmek. Kararlar alabilmek ve ne olursa olsun onların arkasında durabilmek. Zaman gerçekten çok göreceli bir kavrammış. Bir bakıyorsun, yaşadıkların aslında dün gerçekleşmiş gibi sonra da bir bakıyorsun koskoca 10 seneyi devirip 11’in içine girmişiz. İşte burada Aziz Nesin'in sözü aklıma geliyor: “Bazen insan öyle bir özlenir ki.. Özlenen bilse, yokluğundan utanır.” diye cümleler anlatamıyor hasretimi. Hasretlik, uzaklık, yokluk ve varlık her şey şimdi daha farklı yaşanıyor babacığım. Bunların en derininde hissetmeyi öğrenmişim meğer. Sen yanımda yok iken çekilen hasretlikmiş doğru olan. İyi ki doğmuşun büyüğüm. İyi ki gelmişim dünyaya ve senin gibi bir insanı tanıma fırsatına erişebilmişim. Bu özel günler benim için hala çok önemli büyüğüm. Ömrüm yettiği sürece de vazgeçecek gibi de durmuyorum. Bir bu konu da anlaşamıyorduk seninle herhalde. Olsun ya bir konuda da ayrım olsun aramızda. Acaba sorun yaşar mıydık diye çok düşünüyorum, babalarıyla tartışanları görünce. Olsaydı da tartışsaydık diyorum bazen. Kıymetini bilin, gidince ihtiyacınızı daha iyi anlıyorsunuz diyemiyorum kimseye, yanlış anlayacaklar diye. Onlar bana yaşadıkları sorunları anlattıkça, ben içimden gülüp geçiyorum. Ben ufacık bile olsa kavga edemiyorum diyemiyorum. Ara sıra sıkıntılar üstüme geldiğinde beni bunlarla sınama Allah’ım diye dua ediyorum. Sana anlatarak seni de üzmek istemiyorum. Bir şeye çok sevindiğimde de, heyecanlı bir şekilde sana anlatmayınca tam anlamıyla sevinemiyorum aslında. Duyguları hissederek yaşamak önemliymiş büyüğüm, bunu anladım. Ben zaten hiçbir duygumu üstünkörü yaşamadım. Tam anlamıyla parmaklarımın ucuna kadar, her zerresini yaşayarak öğrendim duyguların anlamını. İşte böyle özel bir günde de yine hissediyorum o duyguları. Biraz daha zaman alsaydın da, biraz daha vakit geçirseydik olmaz mıydı gerçekten? Yaşamdaki acıları öğreterek, hazırlayarak gitseydin olmaz mıydı? Hep bir acı yaşadıkça sana olan hasretim en üst boyuta ulaşmak zorunda mı? Aslında acılar o kadar fazla canımı acıtmıyor da, senden fikir alamamak yakıp dağlıyor yüreğimi büyüğüm.
Bunca yazıya ne gerek var aslında öyle değil mi, özledim ya işte en derininden daha ne diyeyim?

Tekrardan iyi ki doğdun babacığım ve gönül rahatlığıyla mutlu bir şekilde uyuyabilirsin büyüğüm…



BEN’I KAYBEDERSIN DEMEDIM MI? :)



BEN’İ KAYBEDERSİN DEMEDİM Mİ?

(---) Oraya gitme demedim mi sana, seni yalnız ben tanırım demedim mi?
Demedim mi bu yokluk yurdunda hayat çeşmesi ben’im?
Bir gün kızsan bana, alsan başını, yüz bin yıllık yere gitsen, dönüp kavuşacağın yer ben’im demedim mi?
Demedim mi şu görünene razı olma, demedim mi sana yaraşır otağı kuran ben’im asıl, onu süsleyen, bezeyen ben’im demedim mi? (---)

Şiirler o zamanlarda anlamışlar mıydı yaşanılacakları? Gidilen her yer artık çok mu uzak olacaktı? Kişi hiç kendinden kaçabilir miydi? Doğru muydu yazılanlar? O çeşme sana hayatı mı sunmuştu sonuna dek? Dönsen dolaşsan da doğrunun o yer olacağı kesin miydi? Yaşanılacaklar, gidilince pişmanlıklara mı bırakacaktı kendini? Başını yastığa koyduğunda, boğazına düğümleneni çözmen, yıllar mı alacaktı yoksa? Sen hayatın boyunca hep en kötüleri düşündüğün için seni yalnız bırakmadı olumsuzluklar. Sen olumsuzlukların içindeyken mutluluğu gösteren hep ben olmamış mıydım oysaki? Gittiğin de doğrulukları, güzellikleri sana hatırlatacak kim kalacaktı ki yanında? Pişmanlıkların içinde boğulman kaçınılmazken, nasıl isterdim orada kalmanı?

(---) Ben bir denizim demedim mi sana?
Sen bir balıksın demedim mi?
Demedim mi o kuru yerlere gitme sakın, senin duru denizin ben’im demedim mi?
Kuşlar gibi tuzağa gitme demedim mi?
Demedim mi senin uçmanı sağlayan ben’im, senin kolun kanadın ben’im demedim mi? (---)

Yaşamayı öğreten hep ben olmamış mıydım sana? Düştüğünde kaldıran hep ben olmamış mıydım? Acılarını azaltan olmamış mıydım? Adımlarını kiminle atmayı öğrendin ki sen? Gitmeni kolaylaştıranlar, yutkunduğun zamanlarda da beraber yutkunabiliyorlar mı acaba? Uçmaya çalıştığın zamanlarda kanatlarını nerede bıraktığın hiç mi aklına gelmeyecek? Burnunun direği sızladığında yarım kalan bir şeyleri hatırlamayacak mısın? Aklını çelenler umarım gün gelir yaşadığın pişmanlıkları da almayı becerebilirler. Çünkü sen acıların içinde, pişmanlıkların arasında kalmayı hiç hak etmemiştin oysaki.  

(---) Demedim mi yolunu vururlar senin, demedim mi tövbeni bozarlar senin.
Oysa senin ateşin ben’im, sıcaklığın ben’im demedim mi?
Türlü şeyler derler sana demedim mi?
Kötü huylar edinirsin demedim mi?
Ölmezlik kaynağını kaybedersin demedim mi?
Yani ben’i kaybedersin demedim mi?
Söyle, bunları sana hep demedim mi? (---)

Boşluklarda (---) yazılanlar Mevlana’nın eseridir…


YASAMIN GERCEGI :)


YAŞAMIN GERÇEĞİ   :)

Aslında bugün için çok farklı yazılar yazmayı düşünüyordum. Gece yarısı telefonla gelen haber ile bambaşka bir yazı yazmaya karar verdim.
Ne kadar da zordur kötü haberi verebilmek ve sonrasında o anı yaşayabilmek. Beklemediğin bir an, beklemediğin bir numara ve sonuç olarak gelen haber ile ahirete intikal eden birini daha öğrenmek. Bir canın bu dünyadan ayrıldığı için ardından hiçbir şey yapamadan sadece gözyaşı dökebilmek.
Birinin yaşamdan ayrılarak bir daha görememe anını ben üç yaşındayken tatmıştım. Dedem, harikulade insan, benimle vakit geçirmekten keyif alan kişi, yine beni eğlendirmek adına beni yanına alarak odun kırmaya başlamış ve ben onun odun kırmasını sayarken birdenbire devrilmişti ve ben ne olduğunu bile anlayamamıştım. Apar topar bir araba ile onu götürdüklerinde bir daha geri gelemeyeceğini hayal bile edememiştim. Sonrasında bu acıları yaşayarak büyümeye başladım. Sıra ile çevremdekilerin başına geliyor ve bir bir sevdiklerim yanımdan ayrılıyorlardı. Öyle vakitsizdi ki bu ayrılıklar asla inanasım gelmiyordu. Gencecik yaşta arkadaşın gidiyor sen nereye gittiğini bile soramıyordun. Belki de cevabını biliyor ama öğrenmek istemiyordun. Büyüklerden biri gittiğinde ise yanına gelenlerin sadece suratına bakarak acılarını anlamaya çalışıyordun. Günler o kadar hızlı geçiyordu ki birden bire kocaman bir adam oluyordun. Asla benim başıma gelmemeli diye dua ettiğin şeyler yavaş yavaş etrafında dolaşmaya başlıyordu. Sonra öyle bir an geliyordu ki, telefona inanmıyor, insanlara inanmıyor, koştukça koşuyordun ve onun sessizce uzanışını gördüğünde resmen yıkılıyordun. İnanabilir misin gerçekten onun seni yalnız bırakarak bir yerlere gittiğine? Bir insan nasıl çıkarabilir ki aklından, babasının o sessiz gidişini? İnsanlar gözyaşını görmesin diye yüreğini kanattığını? O toprağa koyarken canını bir yarısını da oraya koyduğunu? Sevdiğini kendi eliyle o toprağın altına koymayan bir insan ne kadar anlayabilir ki senin acını? Etrafa karşı dik durabilmek adına, yerin altında ne kadar derin temeller attığını anlayabilirler mi gerçekten? O sessizliğin içinde neleri gizlediğini gerçekten çözebilirler mi? Sonrasında her ahirete intikal eden bir kişiyi, dört kol üzerinde götürürken akıttığın gözyaşını silebilirler mi? Yaşadığın acıyı az da olsa hissedebilirler mi en derininde bir yerlerde? Yaşamı bırakmanın her türlüsü başka bir acıdır. Geride kalan için ise, yaşamayı tam anlamıyla öğrenmeye başlamanın tam zamanıdır. Bu acılar seni büyütür ve yaşama hazırlar. Sen onları yaşayarak güçlenirsin ve daha sağlam adımlar atmaya başlarsın. Gerçekten bu acıların daha en başında sayılırım. Tamam, bende büyük acılar yaşadım ama dik durmayı öğrenebildim. Bu gece gelen haber, başka bir yerimi kanattı bu sefer. Gencecik pırlanta gibi 9 ve 15 yaşında iki kız çocuğu. Artık hayata anneleri olmadan devam etmek zorundalar. Âşık olacaklar ama sevdiği insanı, annesine anlatamayacaklar. Onunla tanıştıramayacaklar. Birbirlerine hem annelik hem kardeşlik yapmayı öğretecekler. Bir daha onunla asla dertleşemeyecekler. Belki de acılarını birbirlerine bile belli etmeden yaşamaya çalışacaklar. Asıl o eş, başını yastığa koyduğunda acaba uykuya dalabilecek mi? Geçirdiği onca senenin ardından, onca sıkıntılara beraber göğüsleyebilmenin ardından, hayat arkadaşının onu yalnız bırakabilmesini kaldırabilecek mi? Bu acıları yaşamayan acaba anlayabilir mi acısının büyüklüğünü? Kelimelerin bittiği zamandayım. Ne dersem acı dinmeyecek, o yüzden acıyı zamanında tam anlamıyla yaşamalı ve sonrasında hayat gibi bir gerçeğin olduğunu unutmadan, acının içinde kaybolmadan,  sağlam adım atabilmeli insanoğlu.
Böyle kötü bir yazı yazmak istemedim hiçbir zaman. Her seferinde güzellikleri yakalamaya çalışıyorum. Bu sefer içim acıdığı için onu paylaşmak istedim. Kendinizi kötü hissetmeden siz de hayatınızda ki güzellikleri yakalayabilmek adına sevdiklerinize kocaman sarılın. Onları öpücüklere boğun. Sevdikleriniz sizin yanınızdan ayrılmamışken kıymetini bilin ve şükredin. Benden de bol bol selamlar söyleyin J

15 Şubat 2012 Çarşamba

DAHA IYI BIR YASAM ICIN 50 TAVSIYE



DAHA İYİ BİR YAŞAM İÇİN 50 TAVSİYE


İnternet sitesi High Existence’ın haberine göre daha iyi bir yaşam sürmek istiyorsanız bu 50 öneriyi dikkate alarak uygulamanız gerekiyor.


1- Her gün yeni bir şey ezberleyin
Şiir ve filozoflardan sözler hafızanıza iyi gelir. Şiir, özdeyiş, meşhur laflar ezberlendiğinde beynin hafıza kapasitesini artırıyor. Ayrıca kimin her zaman bir özlü söze ihtiyacı olmaz ki.


2- İhtiyacınız olmayan şeylerden kurtulun.
Koleksiyonculuk ve arşivcilik ruhu aslında sizi yoran faktörlerden biri. Bir de onları kaybederseniz stresiniz iki kat artar. Bu yüzden kaybetmekten üzülmeyeceğiniz şeyleri atın, sahip olduğunuz küçük eşyaları azaltın.


3- Sonsuz merak sahibi olun
Dünyayı balta girmemiş bir orman gibi görün. Ufak şeyleri bile büyük bir merakla inceleyin. Yeni şeyler deneyin, farklı çevreleri keşfedin. Dünya size bolca seçenek sunuyor. Bunun tadını çıkarın.


4- İnsanların isimlerini aklınızda tutun.
Çok insanla tanışmak sizin için her zaman avantaj. Ama onların isimlerini hatırlamıyorsanız bu avantajı yitirirsiniz. Yeni tanıştığınız insanların isimlerini çabuk mu unutuyorsunuz? Onlarla tanışırken size ismini söylediğinde bir daha tekrar ettirin ve sonra zihninizde kendiniz tekrar edin. Eğer hala sorun yaşıyorsanız yeni tanıştığınız kişilere kafiyeli lakaplar bulun.


5- Fit olun!
Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur. Fit vücuda sahip insanların daha sağlıklı, kendine güvenli ve başarılı olduklarını araştırmalar ortaya koyuyor.


6- Geçmişi unutun
Geçmişi değiştiremezsiniz. Aynı muz kabuğuna defalarca basmıyorsanız geri dönüp geçmişe bakmaya gerek yok. Sadece geçmişten ders çıkarın bugün daha iyisini yapın gelecekte de başarılı olun.


7- Anı şimdi yaşayın
10 dakika öncesi bile geçmiştir. Anı yüzde 100 yaşarsanız daha çok mutlu olursunuz.


8- Daha sık gülümseyin
Yüzünüz gülümsediğinde beyniniz mutluluk hormonu olan serotonini salgılar. Kendinizi mutlu etmenin en doğal yolu gülümsemektir. Bazı insanlar güne iyi başlamak için 5 dakika aralıksız gülüyor. Unutmayın mutluluğun gülümsemeyi getirdiği gibi gülümsemek de mutluluk getirir.


9- Su için
Su içmek genel sağlık için çok faydalıdır. Gazlı içeceklerde besin değeri neredeyse sıfırdır. Bunun yerine bolca su için. Evet tadı size çok sade gelecek ama sonrasında suya bağımlı olduğunuzu göreceksiniz. Günde 10 bardak su sizin için idealdir.


10- Yaşamı ciddiye almayın
Küçük şeylere gülün. Göreceksiniz ki tüm hayat daha kolaylaşacak. Hatalarınızdan ve başarısızlıklarınızdan esprili şeyler çıkartın. Bunlardan ders aldığınız için mutlu olun. En önemlisi hoşlandığınız şeyleri yapmaya gayret edin. Hayat katı kuralları olan bir mesai değildir.


11- Pozitif şeyler düşünün
Negatif şeyler düşünürken kendinizi bulduğunuzda hemen bu düşünceleri kafanızdan atın. Gerekirse yüzünüze bir tokat atın. Sürekli mutluluğa erişmek ve başarılı olmanın yolu pozitif düşünceden geçer.


12- Kitap okuyun
Açıklamaya ihtiyaç yok. Daha çok kitap okuyun hayat görüşünüzü genişletin.


13- Güneşe çıkın
Süpermen uzaya uçtuğunda güneş ışınlarıyla tekrar enerjisini kazanıyordu. Siz de evinizin kapısından çıkıp kendinizi güneşe bırakabilirsiniz.


14- Yardımsever olun
Yardımlaşmanın zincirleme etkisine güvenin. Eğer birine yardım ederseniz o da başkasına veya size yardım eder. Yardım etmek insan ilişkilerinizi güçlendirebilir. Yardımseverlik dünyadaki en tatmin edici duygulardan biridir. Bu yüzden karmaya inanın.


15- Endişenizi geri plana atın
İşte çalıştığınızda ya da hayattan keyif aldığınız zamanlarda endişelenmeyi bırakın. Bu odaklanmanızı sağlayıp zamanınızı iyi kullanmanızı sağlar. Endişelerinizi gün içinde geri plana attığınızda daha mutlu olacaksınız. 


16- Her zaman dürüst olun
Yalanlar sorun yaratmaktan başka işe yaramazlar. Güvenilen biri olarak tanınmanın faydasını toplumda çok görürsünüz.



17- Daha az uyuyun
Uykuyu ayarlamak ne kadar süre uyuduğunuzdan daha önemli. Uyku döngünüze dikkat edin. Günde sadece 2 saat uyuyup dingin hissedeceğiniz uyku döngüleri de mevcut.


18- Hedeflerinizi ve hayallerinizi belirleyin
Birçok insan amaçsızca çalışır. Kusursuz hayatınızda neler olduğunu belirleyin. Onlara ulaşmak için doğru adımı atın. İnsanlar daha iyisi için çalıştığında daha mutlu olan varlıklardır.


19- Bakış açınızı değiştirin
Gerekirse doğru karar vermenizi sağlayacak kişisel gelişim kitaplarını okuyun.


20- Güne hemen başlayın
Uyandıktan sonra sizi mutlu edecek, iyimser hissetmenizi sağlayacak şeyler yapın. Güne pozitif bir ruh haliyle başlayın.


21- Yakma metodunu uygulayın
Sizi endişeye sürükleyen şeyleri bir kâğıda yazın. Sonra kâğıdı yakıp yok oluşunu izleyin. Bundan sonra kafanızdan endişeyi kolayca attığınızı göreceksiniz.


22- Seyahat edin
Seyahat etmek, hayatınıza değişiklik getiren en heyecan verici aktivitelerden biridir. Farklı kültürleri gözlemlemek ufkunuzu genişletir. Yaşamanıza yön verir.


23- Lastik bant metodunu uygulayın
Önerilerimize rağmen kötü düşünceleri kafanızdan atamıyor musunuz? Bileğinize lastik bir bant bağlayın ve negatif düşündüğünüzde lastiği çekip bırakın. Bu koşullanma tekniği size acı verse de negatif düşünceye yönelmenizi engelleyecek.


24- Başkalarının laflarından etkilenmeyin
Birçok insan başkalarından kendisi hakkında kötü bir şey duyduğunda üzülür. Ancak kötü biri değilseniz size söylenen yanlıştır. Hakkınızda kötü bir şey duyduğunuzda onun yanlış olduğunu bilin ve ciddiye almayın.


25- Mutluluk kitapları okuyun
Mutluluğa ulaşmanızı sağlayacak yazıları takip edin. 


26- Affetme özelliğinizi geliştirin
Başkalarının hatalarını affetmek ilişkilerinizi güçlendirir. Hınç duymak size bir şey kazandırmaz. Uzun süre kızgın kalmak sizi mutlu hissettirmez. Affetmek zihninizi tazelerken ilişkilerinizi iyileştirecek.


27- Başkalarını özel hissettiren bir kişi olun
Kibarlığınız ve sempatikliğinizle tanının. Yanınızdakileri özel hissettirecek küçük şeyler yapmaktan kaçınmayın.


28- Rüyanızı kontrol edin
Uyku kendinizi iyi hissettirir ama bir yandan da sıkıcıdır. Hatırlayabileceğiniz güzel bir rüya görmek ise sizi mutlu eder. Başka gezegenleri gezmek, uçmak rüyanızda da olsa iyi hisler uyandırır. Bilinçaltınızla iletişim kurduğunuzda kendinizi daha mutlu hissedeceksiniz.


29- Hayal edin
Eğer şikâyet ederseniz kendinizi daha fazla şikâyet edeceğiniz bir duruma sürüklersiniz. Olmak istediğiniz kişiyi, hedeflerinize ulaştığınızı her gün hayal edin. Bunu sizi kimsenin rahatsız etmeyeceği, sessiz bir yerde yapın.


30- Her gün 30 dakika meditasyon yapın
Günlük hayatta herkes herkesle telefonlarla, internetle bağlı. Çok az insan sessizliğin tadını çıkarabiliyor. Zihninizi temizlemek ve vücudunuzu rahatlatmak için meditasyon yapın. Doğada bir yerde oturun ve nefes alıp hiçbir şey düşünmeyin. Başlangıçta zor olsa da yılmayın. Meditasyon sonrası kendinizi daha iyi hissedeceksiniz.


31- Aklınızı kontrol etmeyi öğrenin
Kendi düşüncelerinizi kontrol edemezseniz nasıl mutlu olabilirsiniz? İnsan zihni bilinçli bir düşünce akışı olarak tanımlansa da çoğu insan düşüncelerini kontrol edemez. Daha önce bahsettiğimiz negatif düşünce kovma tekniklerini uygulamak düşüncenizi kontrol etmenizde yardımcı olur.


32- Duygularınızı kontrol etmeyi öğrenin
Kendinizi mutsuz eden tek insan varsa o da sizsiniz! Sözlerden ve yapılan hareketlerden etkilenmenin kararını siz veriyorsunuz. Bunu çözdüğünüzde gelecekte negatif düşünceye kapıldığınızda bu düşünceden daha kolay sıyrılacaksınız.


33- Hızlı okuma dersi alın
Kitaplar bilgi hazinesidir. Hızlı okuma ise daha fazla zamanı olmayanlar için bilgiye ulaşmanın kolay yoludur.


34- Rahat olun!
Çalışmak hayatımız için önemlidir. Evet ne kadar çalışırsak o kadar kazanıyoruz belki de. Ama oksijen olmadan mum da yanmaz. Her gün kendinize, rahatlamak için zaman ayırın. Çalıştığınız için kendinizi ödüllendirin.


35- Bıraktığınız ilk izlenim üzerinde çalışın
İyi bir el sıkışma, kısa konuşmalar ilk kez buluştuğunuz biri için önemli. Bu yüzden bunları sıkı bir şekilde çalışın. Eğer "Tanıştığıma memnun oldum" dan başka bir cümleniz yoksa kötü bir izlenim bırakırsınız. Kim bilir karşınızdakiyle belki iş yapacak ya da evleneceksiniz.


36- Gözlerinizi iyi kullanın
Konuşurken karşıdaki kişiyle göz kontağı kurun. Başka yerlere bakmak kendinden emin olmadığınız anlamına gelir. Bunun yerine konuşurken karşınızdakine gözlerinizi dikin. Keskin bakışlar için aynada çalışma yapın. Yüz kaslarınızı gevşetmek için tek kaşınızı kaldırmaya çalışın.


37- Gizemli olun
Konuşma sırasında hakkınızdaki tüm detayları ortaya dökmeyin. Hakkınızda gizem olması sizi çekici kılar. Karşınızdakilere tümden yabancı da olmayın. Ama James Bond gizemi oluşturmaya çalışın.


38- Bir slogan bulun
"Hayatı dolu dolu yaşa" ya da "Carpe Diem" gibi kendinizi özetleyen bir slogan bulun. Ancak bu sloganlar gibi yaygın ve klişe olmasın. Karşınızdakini çarpan bir slogan bulun. Sloganınız ne genel olsun ne de karşınızdakinin anlayamayacağı kadar özel... 


39- İyi yaptığınız bir şey bulun
Mesleğinizi iyi yapmanız sizi çekici yapmaz. Hobi ya da tutku... Çok iyi yapabildiğiniz aktiviteler bulun. Sörf yapma ya da kısa film çekme... Aklınıza ne gelirse... Ama tutkuyla yaptığınız ve sizi hayran bırakacak aktivitelere yönelin.


40- Karın kaslarınızı çalıştırın
Tüm kaslar bir tarafa karın kasları en önemlisidir. Vücudunuzun merkezini simgeler. Vücut dengenizin tamamı neredeyse karın kaslarından gelir. Fiziksel sağlığınız için de göbek bağlamamanız karın kaslarınızı geliştirmeniz çok önemli.


41- Zihninizi açık tutun
Klişeler insanın beynine ket vurur. Her gün aynı işe gideriz, aynı arkadaşlarla takılırız. Bu bizi güvenli hissettirse de beynimiz için olumlu etkide bulunmaz. Beyninizi çalıştıracak aktiviteleri ihmal etmeyin. Sudoku çözün, model araba alıp parçaları birleştirin. Fiziksel antrenmanlar gibi zihinsel antrenmanları da es geçmeyin.


42- Yatmadan önce ve uyandıktan sonra ilham verici şeyler okuyun
Favori kişisel gelişim kitabınızdan ilham verici pasajlar okuyun. Böylece uyku öncesi ve uyandıktan sonra çok iyi bir ruh haline kavuşursunuz.


43- Sevdiğiniz şeyi yapın
Birçok insan hayatını olabildiğince para kazanmak için harcar. Oysa hayata bir kez geliyoruz. İstekleriniz doğrultusunda çalışıp para harcamak kötü bir şey değildir. İsteklerinizi takip edin. Sadece emekliliğinizde mutlu olmak yerine şimdi mutlu olun.


44- Arkadaşlarınızı akıllıca seçin
Zamanınızın çoğunu geçirdiğiniz arkadaşlarınız size uygun mu? Sizin değerlerinizi benimsiyorlar mı? Sizi hedeflerinize ulaştırmak için cesaretlendiriyorlar mı? Bu soruları olumlu cevaplamanız için hayat tarzınıza bakın. Hayat tarzınıza uyan arkadaşlarınızı seçin. Sizi olumlu yönde etkileyen arkadaşlara hayatınızda yer açın.


45- Köprüleri yakmayın
İlişkileriniz kötüye gidiyorsa sakın her şeyi sonlandırmayın. Örneğin işinizden ayrılacaksınız. Sakın patronunuzla tüm bağları koparacak sözler söylemeyin. Onlara ne zaman ihtiyaç duyacağınızı tahmin edemezsiniz. Ayrıca dünyada nefret edecek şey de çok. Neden ilişkide olduğunuz insanlara nefret kusasınız ki?


46- Günlük tutun
Başlangıçta bu öneri kulağınıza çok monoton gelebilir. Fakat bir kere günlük tutmaya başladığınızda hayatınızı ve düşüncelerinizi nasıl organize etmede faydalı olacağını göreceksiniz. Ertesi günü yapacaklarımız çoğumuzun kafasını gece yarısı bile meşgul ediyor. Peki neden bunları yazıp daha organize olmayalım?


47- Düşünce kontrolünü öğreten kitaplar okuyun
Kişisel gelişim kitaplarında düşünceleri kontrol edip hayat felsefemize yansıtmamıza yardım edecek bilgiler yer alıyor. Bunları araştırın ve okuyun.



48- Bilinçaltınızı kullanmayı ve bilinçaltınıza güvenmeyi öğrenin
Günün sessiz bir vaktinde aklınızdan geçen sözcükleri değil içinizden gelen sesi dinleyin. MANTIĞINIZIN sizi hata yapmaya zorlamasına izin vermeyin.


49- Karizmatik bir kişilik geliştirin
Çevresi geniş insanlar her zaman yaşamlarını eğlenceye çevirebilir. Bu insanlardan biri olmak için görünümünüze önem verin. Akıcı konuşma dersleri alın. Yaratıcı espriler öğrenin. Sosyal ortamlarda ilgi çekecek davranışları öğrenin. Her şeyden önemlisi zaten karizmatik biri olduğunuza inanın. İnanç ilk adımdır, gerçeklik inancı takip eder.






ve son tavsiyeye geldiğimizde ise,




50- AŞKA İZİN VERİN
Eğer hayatınızın gerçek ustası olmak istiyorsanız, her davranışınızda sevgi olmasına izin verin. Arkadaşlarınızı, ailenizi sevin. Hatta düşmanınıza da sevgi gösterin. Bu belki de en zor gerçekleştirilebilen önerimiz. Ancak bir kez bunu başardığınızda etrafınızdakiler tarafından lider biri olarak görüleceksiniz.