25 Şubat 2012 Cumartesi

YASAMIN GERCEGI :)


YAŞAMIN GERÇEĞİ   :)

Aslında bugün için çok farklı yazılar yazmayı düşünüyordum. Gece yarısı telefonla gelen haber ile bambaşka bir yazı yazmaya karar verdim.
Ne kadar da zordur kötü haberi verebilmek ve sonrasında o anı yaşayabilmek. Beklemediğin bir an, beklemediğin bir numara ve sonuç olarak gelen haber ile ahirete intikal eden birini daha öğrenmek. Bir canın bu dünyadan ayrıldığı için ardından hiçbir şey yapamadan sadece gözyaşı dökebilmek.
Birinin yaşamdan ayrılarak bir daha görememe anını ben üç yaşındayken tatmıştım. Dedem, harikulade insan, benimle vakit geçirmekten keyif alan kişi, yine beni eğlendirmek adına beni yanına alarak odun kırmaya başlamış ve ben onun odun kırmasını sayarken birdenbire devrilmişti ve ben ne olduğunu bile anlayamamıştım. Apar topar bir araba ile onu götürdüklerinde bir daha geri gelemeyeceğini hayal bile edememiştim. Sonrasında bu acıları yaşayarak büyümeye başladım. Sıra ile çevremdekilerin başına geliyor ve bir bir sevdiklerim yanımdan ayrılıyorlardı. Öyle vakitsizdi ki bu ayrılıklar asla inanasım gelmiyordu. Gencecik yaşta arkadaşın gidiyor sen nereye gittiğini bile soramıyordun. Belki de cevabını biliyor ama öğrenmek istemiyordun. Büyüklerden biri gittiğinde ise yanına gelenlerin sadece suratına bakarak acılarını anlamaya çalışıyordun. Günler o kadar hızlı geçiyordu ki birden bire kocaman bir adam oluyordun. Asla benim başıma gelmemeli diye dua ettiğin şeyler yavaş yavaş etrafında dolaşmaya başlıyordu. Sonra öyle bir an geliyordu ki, telefona inanmıyor, insanlara inanmıyor, koştukça koşuyordun ve onun sessizce uzanışını gördüğünde resmen yıkılıyordun. İnanabilir misin gerçekten onun seni yalnız bırakarak bir yerlere gittiğine? Bir insan nasıl çıkarabilir ki aklından, babasının o sessiz gidişini? İnsanlar gözyaşını görmesin diye yüreğini kanattığını? O toprağa koyarken canını bir yarısını da oraya koyduğunu? Sevdiğini kendi eliyle o toprağın altına koymayan bir insan ne kadar anlayabilir ki senin acını? Etrafa karşı dik durabilmek adına, yerin altında ne kadar derin temeller attığını anlayabilirler mi gerçekten? O sessizliğin içinde neleri gizlediğini gerçekten çözebilirler mi? Sonrasında her ahirete intikal eden bir kişiyi, dört kol üzerinde götürürken akıttığın gözyaşını silebilirler mi? Yaşadığın acıyı az da olsa hissedebilirler mi en derininde bir yerlerde? Yaşamı bırakmanın her türlüsü başka bir acıdır. Geride kalan için ise, yaşamayı tam anlamıyla öğrenmeye başlamanın tam zamanıdır. Bu acılar seni büyütür ve yaşama hazırlar. Sen onları yaşayarak güçlenirsin ve daha sağlam adımlar atmaya başlarsın. Gerçekten bu acıların daha en başında sayılırım. Tamam, bende büyük acılar yaşadım ama dik durmayı öğrenebildim. Bu gece gelen haber, başka bir yerimi kanattı bu sefer. Gencecik pırlanta gibi 9 ve 15 yaşında iki kız çocuğu. Artık hayata anneleri olmadan devam etmek zorundalar. Âşık olacaklar ama sevdiği insanı, annesine anlatamayacaklar. Onunla tanıştıramayacaklar. Birbirlerine hem annelik hem kardeşlik yapmayı öğretecekler. Bir daha onunla asla dertleşemeyecekler. Belki de acılarını birbirlerine bile belli etmeden yaşamaya çalışacaklar. Asıl o eş, başını yastığa koyduğunda acaba uykuya dalabilecek mi? Geçirdiği onca senenin ardından, onca sıkıntılara beraber göğüsleyebilmenin ardından, hayat arkadaşının onu yalnız bırakabilmesini kaldırabilecek mi? Bu acıları yaşamayan acaba anlayabilir mi acısının büyüklüğünü? Kelimelerin bittiği zamandayım. Ne dersem acı dinmeyecek, o yüzden acıyı zamanında tam anlamıyla yaşamalı ve sonrasında hayat gibi bir gerçeğin olduğunu unutmadan, acının içinde kaybolmadan,  sağlam adım atabilmeli insanoğlu.
Böyle kötü bir yazı yazmak istemedim hiçbir zaman. Her seferinde güzellikleri yakalamaya çalışıyorum. Bu sefer içim acıdığı için onu paylaşmak istedim. Kendinizi kötü hissetmeden siz de hayatınızda ki güzellikleri yakalayabilmek adına sevdiklerinize kocaman sarılın. Onları öpücüklere boğun. Sevdikleriniz sizin yanınızdan ayrılmamışken kıymetini bilin ve şükredin. Benden de bol bol selamlar söyleyin J

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder