9 Mayıs 2012 Çarşamba

SABIRSIZLIKLAR ICINDE BEKLIYORUM SENI MINIK PRENSESIM :))


SABIRSIZLIKLAR İÇİNDE BEKLİYORUM SENİ MİNİK PRENSESİM

Güzel kızım ne de sabırsızlıkla bekliyorum gelmeni kelimelerle anlatamam. Ne kadar zorluklarla da dolu olsa bu yaşam, senin için yaşanabilir hale getirmek için var gücümle çalışacağım. Nefesi rahat alman için etrafında bir duman dahi bırakmayacağım. Sen ne kadar gelmemek için dirensen de ben senin için her şeyi hazırladığımda seni davet edeceğim. Annenle hayaller kuracağız. İpek saçlarının yumuşaklığını konuşacağız. Pamuk teninden bahsedeceğiz. Gözlerinin güzelliğini konuşup nazardan koruması için her gün Allah’ a dualar edeceğiz. Ağzından çıkan ilk kelimenin “BABA” olduğunu duyduğumuzda senin yüzünden ilk kavgamızı yapacağız. Sen de içten gelen o masumlukla bize kahkahalar atacaksın. Ne kadar kirli bir dünya da olsa geleceğin yer, senin rahat etmen için durmadan temizlemeye çalışacağım. Sonra adımlar atmaya başlayacaksın. Dizlerinin üzerine düştüğünde ise özellikle kaldırmayacağım. İçim paramparça olsa da, kendi ayaklarının üzerine kalkmanı hemen arkanda izleyeceğim. Seni ayaklarının üzerinde durduğunu görünce gözümden ilk yaşlar süzülecek. Sonra okula başlayacaksın. Yeni arkadaşların olacak. Onlardan birine âşık olduğunu söylediğinde o kıskançlıkla yerle bir edeceğim her yeri diye düşüneceğim ama sana bir şey belli etmemek için susmayı tercih edeceğim. Nefes aldığın sürece hemen arkanda sana bir nefes kadar yakın olacağım. Ama sen arkana döndüğünde, beni çok uzaklardaymış gibi bir nokta olarak göreceğinden kim olduğumu anlamayacaksın. Gözlerinden yaş damlamaması için adeta kendimle savaşacağım. Masallar anlatacağım en güzellerinden. Mutluluktan dahi akıtmamaya çalışacağım o damlaları. Dedeni sadece resimlerde gördüğün zaman içim burkulacak ona erkenci olduğu için tekrar kızacağım ama onunla yaşadığım güzel günleri her ayrıntısıyla tekrar tekrar anlatacağım. Resimlerde kalmaması için sanki bir gün zili çalıp kapıyı açarak içeri girecekmiş gibi anılar anlatacağım. Büyüdükçe benden uzaklaşacaksın ama yanımda uyuduğun günleri özleyeceğim. Şimşekten korkup yatağımıza geldiğinde sana “ne olursa olsun korkma, her zaman yanında olacağım” diye sözler vermeye çalışacağım. Sonra gün gelecek o minicik kalbini biri çalacak. Asla yanına yakıştıramayacağım. Tanışmamak için bin bir takla atacağım. İsterse yaşamda ki en iyi mesleğe sahip olsun. En yakışıklı kişi olsun. En en en iyi falan gibi özellikleri olsun. Asla yanında yürümesini kabullenemeyeceğim. Ama annenle bir olacaksın. Onunla tanıştırmak için, çok iyi bir insan olduğunu kabullendirmeye çalışacaksınız. Yine size kanacağım. Elbette ki tanışacağım. Mesafeyi hiçbir zaman bozmayacağım. Okulunu başarılarla dolu olarak geride bırakacaksın. Evlenmek istediğini söylediğinde yanına yakıştıramadığım için sesimi çıkaramayacağım. Sonrasında gün gelecek o kişiyle, bir gün anlamadığınız nedenden kavga edeceksiniz. Benim sevinçten bile yaşlar akmasını istemediğim gözünden, kızarana kadar ağladığını görünce deliye döneceğim. İşte o zaman karşıma alacağım. Suratını dağıtmam gerekirken, senin güzel hatırın için ne olduğunu dinleyeceğim. Kelimeler ağzından döküldükçe şaşıracağım. Ama seni deliler gibi sevdiğini görünce yavaş yavaş geri adımlar atmaya başlayacağım. Senin de onu ne kadar sevdiğini görünce bu iş tamam herhalde diyeceğim. Barışman için ben onun yanında olacağım. Kendi ellerimle güvenebildiğim kollara teslim edeceğim. Neredeyse benim kadar seni düşünen birini bulduğun için seninle gurur duyacağım. Hayatını birleştirmek üzere yuvamdan ayrıldığında kimseler görmeden hıçkırıklara boğularak ağlayacağım. İlk ağlattığın zaman nasıl ayaklarının üzerinde gördüysem seni, tekrar ayaklarının üzerinde gayet kendinden emin şekilde olduğunu görünce yine mutluluktan ağlayacağım.
Bak işte prensesim yeter ki sen buraya gelmeye ikna ol ve neler yapacağımı bir gör. Anneni nasıl kandırdığımı sana gururla anlatayım. Onu kazanabilmek uğruna neleri göze aldığımı tekrar tekrar bir hikâye gibi aklına kazıyayım. Bak prensesim sana anlatacak nelerim birikmiş. Lütfen o güzel gözlerinden mahrum etme beni. Ne kadar çabuk gelirsen o kadar uzun zamanı birlikte geçiririz. İpek saçlı prensesim şimdilik hoşça kal. Sabırsızlıkla ve büyük bir özlemle burada bekliyor seni BABAN :))



7 Mayıs 2012 Pazartesi

IYI KI DOGMUSUM BEN :))


İYİ Kİ DOĞMUŞUM BEN :))

“Vay be, zaman ne de hızlı geçiyormuş meğer” diyerek başlıyorum yazıma.
Geçmez dediğin zaman hızlıca geçiyor, kanayan yara akmaya devam ediyor ama yönünü sen tayin edebiliyormuşsun. Engellerin ne demek olduğunu öğrendiğim de ise açıyı değiştirmekmiş bütün marifet. Puslu bakan gözler, istediğinde net görebiliyormuş taa uzaktakileri ve derindekileri… Bunları nasıl öğrendim peki? Yaşayarak mı öğrenilir, yoksa büyüyerek mi? Büyümek yaşın ilerlemesi mi, adımların fazlalılığı mı? Sorular ise hayatın amacı ve öğrenmenin asıl gerçeği. Hayatın tüm olumsuzluğuna rağmen bozulmadım ya, dürüstlüğümle adım atabiliyorum ya, isteyen istediğini düşünsün ve konuşsun benim gönlüm gerçekten çok rahat.
Ama zaman geçtikçe geride bıraktıklarımı daha çok özlüyorum. Bu tatlı özlem artarak devam edecek yaşamım boyunca. O sevdiğin mangalı yaktığımızda hissettim en son bu duyguyu. Kara dayı nerede kaldı diyecektim ki nefesim kesildi. Dilimden kelimelerin dökülmesine izin vermedim. O damlaları içime akıttım ki üzmek istemedim o an kimseyi. Kadehimi havaya kaldırdığım da, çarpamadım ya senin kadehine ona üzüldüm işte. Kurtaramadım ya memleketi o sofrada seninle ona da üzüldüm işte. Soramadım ya “ne yapacağım şimdi” diye ona da üzüldüm. “Canım çok yandı be bu sefer, geçecek mi acaba” diye sorduğum da cevap alamadım ya işte ona daha çok üzüldüm. Ama bak on altı senede öğrettiklerin ne kadar da değerliymiş ki adımlarımı sağlam atmamı sağladı. Kararları doğru almamı sağladı. Şimdi de o senelerin üstüne koskoca on bir sene daha ekledik. Sensiz geçen kocaman on bir sene. En güzel yerden izlediğini biliyorum. Bazen kızıyorum sana ne acelen vardı bu kadar diye ama başka da bir şey yapamıyorum. Tatlı telaşlara kıs kıs gülüyorsun değil mi J Sana danışamadan yaşadığım her olay da biraz daha büyük adım attığımı görerek gururlandığını düşünmek istiyorum. Olsun be kara dayı senin adın yetiyor her zaman. O ada bir leke sürecek adımlar atmadık ya, o yüzden dimdik yürümeye devam ediyorum. Sen rahatla dinlen orada. Biz de böyle güzel günleri içimiz buruk ta olsa kutlamaya çalışalım. İyi ki doğmuşum. İyi ki senin oğlun olmuşum. İyi ki böyle bir aile kurmuşsun ve kıymetlilerini bana emanet etmişsin. Sen rahat ol, ben nefes aldığım sürece onlar en değerlim olacak. Rahat uyu KARA DAYI :))






Bugünlerime gelmemi sağlayan aileme teşekkürlerimi iletiyorum. Sizleri çok ama çok seviyorum…