4 Şubat 2012 Cumartesi

YAZARKEN KENDIMI TANIYORUM :)


Adım atmanın bu kadar zor bir şey olduğunun kanısındayken etrafımda insanların koşuşturmalarını çözmeye çalışıyorum. Hayat mücadelesi bu herhalde diyorum ve o zaman da kendimi bu mücadeleye sanki hiç başlamamış gibi hissediyorum. Oysaki bu mücadeleyi sırtlanalı 10 seneyi geçti. 27 Temmuz 2001 de hayatın gerçeğiyle yüzleşerek asıl adımımı atmış oldum. Belki de çevremdeki herkesten önce bu adımla yüzleşmem, sonraki adımlarımı atmamda örnek oldu diyebilirim. Çünkü o günden sonra, adımlarımı atarken daha düşünceli ve temkinli atmak zorundaydım. Her şeye karşı kendimi güçsüz ve hemen yıkılabilir olarak görüyordum. Elimde olan büyük imkânlara karşı, her zaman bir sıkıntı ve dert ile yüzleşiyordum. Ama ne olursa olsun onların içinden çıkmayı başarabildim. Biraz bahsedecek olursam, o zamanlar en büyük sıkıntım (başka dert yokmuş gibi) telefon faturalarımdı. Ortak hesaptan ödeniyordu. İnternet daha yeni çıkmaya başlamış eve gelen faturalarda kabarmaya başlamıştı. Fatura fazla gelince de laf yemeye başlıyordum. Kendimce bu sıkıntımı çözümlemeye çalışırken, bu sefer cep telefonu faturam artmaya başlamıştı. Tamam, bu sıkıntım için de çözüm yolları ararken asıl en büyük sıkıntım ortaya çıkmıştı. Aslında sıkıntılarımın kaynağının o olduğunun farkına vardığımda ise bir söz bile söylemeye gücüm yoktu. Çünkü o insan yani amcam hem benim ortağım hem de benim büyüğümdü. Benim ona karşı saygı duymam gerekiyordu. Asla bir söz söylememem ve o ne derse desin haklıdır deyip kabul etmem gerekiyordu. Ne zaman karşı geldim, işte o zaman bir çatışma başlamış oldu ve babamın senelerce düşünüp, uğraşıp ayırmaya çalıştığı ortaklığı bir gece gibi kısa bir zamanda önümüze sunarak ayrılmamız gerektiğini söylüyordu. Yani yine bir adım atmam gerekiyor ve yine yalnız yürümem söyleniyordu. Ne kadar çok kendime güvensem de, ben her şeyi yapabilirim diyerek işletmeyi ben alsam da etrafımda ki insanları dinlemem gerektiğinin farkına bir hafta gibi bir zamanda vararak geri iade etmiştim. Bu sefer farklı yönde yürümeyi seçmiştim. Hayallerimi unutmamam ve babama olan sözlerimi yerine getirmem gerekiyordu. Önceliklerim vardı ve bunları gerçekleştirmem gerekiyordu. Yavaşta olsa o adımları atarak gerçekleştirmeye başlamıştım. Öncelikle Bursa’nın en kaliteli okullarından birini bitirerek ikinci adıma geçiyordum. Üniversite ve bunun kaliteli bir yer olması gerekiyordu. Onu da elimden geldiğince çabalayarak, Türkiye’nin sayılı okullarından birinde eğitimime başlayarak yalnız yürümeye devam ediyordum. Yıldız Teknik Üniversitesi’ndeki Metalurji ve Malzeme Mühendisliği bölümünü kendimce başarılı bir şekilde bitirdikten sonra hocalarım arasındaki dürüst, çalışkan  ve saygılı kişiliğimden dolayı yine tavsiye üzerine, Türkiye’nin sayılı kurumlarından biri olan Tübitak’ ta çalışmaya başlıyordum. Sonrasında yüksek lisansa başlıyor ve ders aşamasını geçtikten hemen sonra ani bir karar alarak askere gidiyordum. Bu adımımı bin bir güçlükle atarak hayatımı değiştiriyor ve asıl en büyük adımımı askerdeyken atıyor ve kalp ameliyatı oluyordum. O an o kararı alırken ne kadar zorlandıysam da aslında benim için çok sağlıklı bir karar olduğunun kanısına ameliyattan çıkınca varıyordum. O uzun ağrılara dayanmamın tek sebebi ileride atabileceğim sağlam adımları düşünmekti. Aslında yazdıkça daha iyi görmeye başlıyorum. Zamanında o kadar çok korkarak attığım adımlar, hep beni daha iyi yönlere yönlendirmiş olduğunun farkına varıyorum. Çoğu zaman zorlanarak belki de onlarca kez düşünerek attığım adımların hiçbirinden pişmanlık duymamışım ve hatta sonrasında o adımı atabildiğim için kendimle gurur duymuşum. Şu an pişmanlık duyduğum konulara gelince ise sadece adımı atmakta geciktiğim için olduğunu düşünüyorum. Madem ben attığım hiçbir adımdan şikâyet etmiyorum ve hatta gurur duyuyorum. O zaman bu adımları daha hızlı atmak için ne bekliyorum? İçimdeki beni uyandırmak için illa birinin dürtmesi mi gerekiyor. Ben kendim düşünerek, kendim çabalayarak ta bunu gayet harekete geçirebilirim. Benim pişmanlıklarım sadece geç attığım adımlardan kaynaklanıyorsa, o adımı atmak için ikinciye bile düşünmeme gerçekten gerek olmadığının farkına varmak, beni çok ama çok mutlu etti. Bu yazılara başlamamın başlarında sayılırım. Ama böyle yazarken kendimi tanıdığım için mutlu olabiliyorum. Yazılara devam etmeyi, hatta hiç durmadan saatlerce yazmayı istiyorum. Çünkü gerçekten yazarken kendimi keşfediyorum. Düşünmek insanı ne kadar çıkmazların içine sokuyorsa, yazmak ta o çıkmazları açarak bambaşka diyarlar keşfetmeni sağlıyor. Aslında kara kara düşünerek aldığım kararları ve attığım adımları göz önüne alırsam, ne kadar da doğru adımlarla yürüdüğümün farkına varıyorum.
Son olarak o adımları hızlandırmamın zamanı çoktan geldiğinden, içimden o gücü çıkarmak istiyorum. Bu gücü ortaya çıkardığımdan sonra olacakları görmek istiyorum. İnsanoğlu değişmez ama bir de böyle hızlı kararlar vererek, yaşamın tadını çıkarmak istiyorum. Temkinli ve düzgün bir şekilde geçirdiğim on senenin ardından, değişmeye başlayarak geçireceğim seneleri, bir de bu şekilde yaşayarak görmek istiyorum…

05.01.2012 – 01.00

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder