28 Mart 2012 Çarşamba

IYI KI DOGMUSSUN UFAKLIK :)



İYİ Kİ DOĞMUŞSUN UFAKLIK   :)


Ne demek lazım acaba? Hangi kelimeleri bir araya getirerek doğum gününü kutlamak gerekir senin? Hayatımda ki yerin ile doğru bir tespite varıp sana aktarabilir miyim acaba en derininden? Fazla uzatmadan yazmaya başlayayım o zaman ki, seni sıkmadan tüm yazıyı okutabileyim. 

Bir bahar sabahı beni sessizlikler içinde bırakarak gitmişlerdi diyerek başlarsam yuh o zamandan bu zamana kadar anlatırsan sıkılıp okumam mı diyorsun yoksa? Tamam tamam ufaklık, o tatlı duruşundan başlıyorum o zaman. Kendimi tanımama sebep sensin bunu bil istiyorum. Yorgan altındaki o kıkırdamalar hiç unutulur mu diye devam ediyorum. Gözyaşları yanaklarımdan süzülürken ne oldu şimdi demeden sessizce silip yanımda oturmanı özlüyorum. Akıt onları ki senin ne kadar güçlü olduğunu göreyim demeni özlüyorum. Ya ben seninle birlikteyken bile özlemlerim çoğalmışken 82 gün sonra nasıl olacak duygularım? Benim küçüğüm gerçekten o kadar büyüdü mü diye sormayacak mıyım? En çok benim kanamayacak mı yüreğim? Ben su isterken bile hayata hazırlıyorum seni diyerek kime takılacağım. Canım sıkıldı hadi bir taksim havası alalım mı diye kime soracağım. Sen de bırakıp gittiğin zaman, kim benim sessizliklerimi dinleyecek? Yeter artık konuş demezler mi o sessizlikte? Bıktım bu sessizliğinden derlerse konuşabilecek miyim acaba tekrardan? Hadi tavuk yapayım dediğim zaman beşamel sosunu kim hazırlayıp üstüne dökecek? Olumsuzluklar peşimi bırakmadığında, anlatacak kimsem kalmadığında sen tekrar aynı şeyleri dinleyecek misin? Kardeşler arasına giren, bildiğimiz kâğıt parçasının üzerine çizilen resimlerle para adını alan nesne, gün geldiğinde bizim de aramıza girecek mi? Kulaklarım yara içindeyken 2 gün içinde geçmesi için kim sürecek o kremleri? Yaz günü öksürdüğümde kim kalkıp gecenin bir yarısında şurup alıp getirecek? Elimi aptalca burktuğum (?) zamanlarda kim eczaneden krem ve bandaj alıp gelecek? Oooo sayıp duracağım galiba böyle. Yaptıklarını görünce daha mı kötü oldum ben ya? Aslında onu bunu bırak ta ben gecenin bir yarısı bir yerlere saklanıp kimi korkutacağım?

Aslında sıramı mı vermeseydim acaba? O zaman vakitler birlikte geçerdi öyle değil mi? Ben kime karşı, kullanacağım kelimeleri düşünmeden söyleyeceğim? Aklıma geleni değil, ağzıma geleni söylediğimde bile arkanı dönüp çıktığın o kapıdan dolaşıp diğer kapıdan karşıma çıkışını özlemeyecek miyim? Üstat dememiş miydi “kardeş gönül aynası işte bakmasını bilene J” Ya işte biz aynamızı daha o zamanlar gözlerimizden ulaşarak görmedik mi seninle? Ne söylersek söyleyelim, ne yaparsak yapalım, o yüreklerin sadece iyiliğimizi düşünerek attığını gördüğümüz için ayırmadık dimi adımlarımızı, ne dersin? Sana kızıp sırtımı dönebilir miyim hiç ya? Gözümüzden süzülen yaşlarla büyümedik mi biz? Bir daha akmasına izin verir miyim sence? Sadece mutluluk için akmasını isterim onların. Acı yaşamadan kenetlenerek bir hayat sürmeyi isterim bir de. Mutlu ol be ufaklık. Hem de en kocamanından. Evhamı burada bırakarak yeni adımlarını atmaya çalış ama. Mutlu olmayı çok hak ediyorsun çünkü. Ayrıca ben senin küçüğün değilim tamam mı? Büyük olan benim tamam mı? Her seferinde bunu hatırlattırma bana! Senin bana değil benim sana kızıp bağırmam gerekiyor J
Zaten herkesin ağabeyi değil miyim
J Ağabey en çok bende durunca yakışıyor öyle değil mi ufaklık J İki yaş için mi ağabey diyorsun diyenlere inat duruşumuzu bozmadık biz öyle değil mi? Biz ağabeyliği yaşımızla değil duruşumuzla ortaya çıkardık öyle değil mi ufaklık? Boş ver beni be ufaklık. Bugün senin günün, doya doya çıkar tadını. Yapacağın her şeyi sonuna kadar hak ediyorsun sonuçta. Ne yaparsan yap, düşünmene, arkana bakmana gerçekten gerek yok. Çünkü adımlarını gözetleyen birileri (J) var…

İyi ki doğdun küçüğüm, beraber daha nice mutlu senelere ufaklığım…



8 Mart 2012 Perşembe

PROVALAR :)


Alıntıdır

PROVALAR J

Şükrederek huzurlu bir hayat sürmeye mi başladın. Yoksa etrafındaki her şeyden durmadan şikâyet mi ediyorsun?  Yaşayabildiğin güzel hayatın için şükretmeyi ihmal ederek mi günlerini geçiriyorsun? Düzgün giden bir yaşantım yok mu diyorsun? Ya bir an için her şey gerçekten ters gitmeye başlasa, nasıl bir hayatın olurdu? Zorlukları tam anlamıyla göğüsleyebilir miydin? Buna hazırlamış mıydın kendini? Yoksa bana hiçbir şey olmaz, çok güçlüyüm ve bu gücü kolayca kaybetmem mi demiştin. Burada anlatmak istediğime yavaşça geliyorum. Mesela gelirinizin bir günlük kazancı ile bir hafta geçirebilir misiniz? Çok yüksek geliri olanları ayrı kefeye koymuyorum, onlarında yaşantısı ona göre olduğu için farklı bakış açısı getirerek bir günlük harcamanızı, bir hafta da yapmaya çalışarak hayatınızı sürdürebilir misiniz diye soruyorum. İşte burada provalar başlıyor. O provayı yaparak, zorluğu yaşayarak ileride çekeceğin bir sıkıntıya karşı kendini hazırlamış oluyorsun. Kolayca yıkılmaman için temellerini güçlendirmiş oluyorsun. Maddi durumları böyle aşmaya çalışabilirsin. Ama sıkıntı sağlığınla ilgili olursa ne yapacaksın? Düşünsene kaza geçiriyorsun ve gözlerin görmemeye başlıyor. Sesleri duyabiliyor ama suretlerini göremiyorsun. Tatları hissediyor ama nasıl bir sofra hazırlandığını göremiyorsun. Güzel bir koku geliyor ama nasıl bir hazırlık evresi geçirdiğini göremiyorsun. Karşıdan karşıya geçmeye çalışıyorsun. Günlük hayatında kullandığın o beyaz bastonunla çok kısa bir mesafe için yalnız bir şekilde karşıya geçmeye çalışırken, bilgisiz biri geliyor ve şu bastonlu adam beni zaten görüyordur diyerek hızını azaltmıyor. Son anda senin kaçmadığını görüyor ama sana büyük bir hızla çarpıyor. Onun bilgisizliği, dikkatsizliği yüzünden hayatından da oluyorsun. Ya da gün geliyor işitme duyunu kaybediyorsun. İnsanlar karşında konuşuyorlar ama ne konuştuklarını duyamıyorsun. Televizyonda bir şeyler izlemeye çalışıyor ama altyazı olmadığı için yine bir şey anlamıyorsun. Ama son zamanda bu konuda duyarlılığını gösteren televizyonun asi çocuğu Okan Bayülgen’ in programını izliyorsan konudan kopmuyor ve anlatılanları anlamaya çalışıyorsun. Yine de insanlarla konuşamadığın için derdini tam anlamıyla anlatamıyor ve yazmaya çalışıyorsun. Yaşamdan işte orada kopmaya başlıyor ve zor da olsa yaşamaya çalışıyorsun. Ya da çok büyük bir kaza geçiriyorsun. Yaşama tutunmayı başarıyor ama kollarını ya da bacaklarını kaybediyorsun. Çevrendeki birinin yardımı olmadan hareket etme kabiliyetini kaybediyor, muhtaç bir hale geliyorsun. Şimdi anlayabildin mi engelli birinin hayatının ne kadar zor olduğunu? Gün içinde onlarla karşılaşarak, düşüncesizce hayatlarını zora soktuğunu? Belki de günün birinde senin başına gelecek ve bu zorluklarla sen karşılaşacaksın. İşte o gün gelmeden provalarımıza bunları eklemeye çalışmalıyız diye düşünüyorum. Onların karşılaştıkları zorlukları biraz olsun anlayabilirsek, bilinçlenerek onlara daha çok yardımımız olacağını sanıyorum. Ayrıca kendimizde de güçlenerek her şeye karşı daha duyarlı bir yapı elde edeceğimizi görebiliyorum. (görmek istiyorum)