Vedanın En Zoru Babaya Mıdır ?
Onu gelinlik içinde görür görmez "prensesler gibi olmuşsun kızım" demeliyim
Ya da yok
"Canım yavrum, o kadar güzel olmuşsun ki seni vermekten vazgeçebilirim" demeliyim
... Ya da şöyle diyeyim en iyisi
"Birisi cennetin kapılarını açık bırakmış da bu melekler güzeli buraya mı kaçmış?" desem
Ama ağlar ben bunları söylersem
Zaten o benim hep prensesim, hep melekler güzelimdi
En iyisi hiçbir şey demeden
"Hayırlı uğurlu olsun kızım, Allah başınızı bozmasın"diyeyim kestirmeden
Ama bu da çok katı olmaz mı?
Olsun, zaten kızım beni hep katı bilirdi
Bir yere gitse "neredeydin?" diye
Gittiği yerden geç gelse " kız başına bu saate kadar ne geziyorsun?" diye kızardım
O da surat asar, bazen karşılık verir giderdi karşımdan
Ama benim ona hep kızdığımı ve baskı kurduğumu düşünsede
Hiç kızmadım ben melekler güzelime
Kızamazdım, kıyamazdım
Başına bir şey gelir, incinir, korkar da yanında ben olamam diye titrerdim
Onun tırnağına taş deyse benim yüreğime kan akardı
Onun saçının teli kopsa benim yüreğim doğrulmazdı
Babaydım ben, sevdiğimi değilde hep tepkilerimi belli ederdim
Hep sevdim onu belli etmeden
Geceleri az mı izledim gizli gizli uykusunu bölmeden
Az mı dua ettim "Allah'ım alma canımı kızımın mutlulukla mürvetini görmeden"
Kızım gelecek birazdan
Daha doğrusu öpüp elimi helallik isteyecek, uçacak yuvadan
Boğazım düğüm düğüm, yüreğim iki büklüm
Keşke açabilsem de yüreğimi öpse kızım kanayan bu yaramdan
Öpse de geçse acısı her yandan
Kızım gelecek ve gidecek birazdan
Kızım gidiyorsun da yokluğuna nasıl dayanacak bu ruhsuz sandığın baban?
Ağlarsam eğer sanma ki sadece mutluluktan, hepsi ayrılıktan tomurcuğum
Hepsi ayrılıktan
Çok sevdi seni baban
Çok ağladı içinden ama gözünden yaş akmadan
Hasta olduğunda, düştüğünde, üşüdüğünde, üzüldüğünde
Katı değildim ben kızım
Sadece sana karşı hassas ve zayıf olduğumu bilme diyeydi hepsi
Yani kınalı kuzum hepsi yalandan, hepsi korkudan
Seni çok seviyorum kızım
Gidişine kan ağlasamda yine yalan söyleyeceğim sana
Mutluluktan ağlıyorum desemde halbu ki ayrılıktan
Halbu ki yokluğuna alışamayacak oluşumdan
Güle güle git diyecek kızına bu yorgun babası
Mutlulukla dolsun diyecek evi, yuvası
İncinmesin yüreğin, akmasın diyecek gözünün yaşı
Kurban olur ona babası
Desem mi ona acaba
"Hadi babası, öp de geçsin bu ayrılık acısı"
"Resim ve Yazı Alıntıdır"
5 Şubat 2013 Salı
22 Ocak 2013 Salı
KARANLIGIN GUNESI OLMAYA GEL :)
KARANLIĞIN GÜNEŞİ OLMAYA GEL :)
Kendim olmayı unuttum galiba.
Karşında biri olduğunda nasıl davranılıyordu ki? Bu baştan savma adımlar ne
zaman başladı? Hiç mi öğrenemedin yoksa. Nasıl bu kadar “odun” olunur desek
daha doğru olur herhalde. Tekrar adım atmayı mı öğreteceğim yani sana? Ama doğru,
“unuttum” ile başladık cümleye. Nerede hani sürprizler? Ne oldu, korkuyor musun
yoksa? Korku neden kaynaklanıyor peki, düşünebiliyor musun? Karşındakinden ses
çıkmayınca ondan mı korkuyorsun yoksa? Neden rahatsız ediyorsun ki onu? Senin
orada olduğunu görmüyor mu sanki? İlla hatırlatman gerekiyor kendini dimi? Ters
bir şey söylemesini ve kırılmayı istiyorsun herhalde. Tamam ya sen unutmuşsun
her şeyi anladık, hatırlamadığına göre hadi başa dönelim o zaman:
GÜLÜMSE. İşte en güzel yaptığın
şey bu, öyle değil mi? Gülümsemek aslında ilk adım değil mi? Suratındaki
gülümseme yetmez ama hiçbir zaman. Karşındakini inandırman için yüreğinden
gelmeli o gülümseme. Parmakların da gülümseyerek akmalıdır satırlara. Dil
inandıramıyorsa gülümsemeleri, o zaman parmaklar anlatmalıdır duraksızca. Satırlar
diyince aklına gelen, cümlenin sonuna koyduğun iki nokta bir parantezden kahkaha
atıyorsun sanki! Hadi at bakalım kahkahaları satırlarda da görebilecek sanki
birileri. Yapabileceğini düşünüyor musun? Gözlerden yaşlar akar iken, satırlar
da ağlayabiliyorsa, kahkaha zamanında da gülmeli satırlar. E hadi o zaman. Gülümsesene
ya, hadi durma lütfen, sana diyorum işte at şöyle bir içinden gelerek kahkaha.
Bak ya hala duruyor musun yoksa? Satırları buraya kadar okuyup, ne diyor bu mu
diyorsun hala? İlk kahkahanı at ve yazıya devam et. Bakalım farklılık
yaratabildik mi, devam edip görelim o zaman!
Ben ne yazıyordum, nereye
gelmişim ya! Ne anlatmak isterken, neler anlatmaya başlamışım. Biraz zorlayalım
bakalım düzelebilecek mi kelimeler?
Kapadım işte gözleri sonunda. En
sonunda yapılması gerekeni en başta yaptım bu sefer. Farklılık ta bu olsun o
zaman. Gözlerinin derinliklerine attım işte ilk adımımı. O gözler olsun
derinliklerin sahibi. İzin versin ki boğulmayayım derinliklerinde. Ben bu adım
ile başlattım unuttuklarımı ve sıramı savmış oldum. Senin karşında ise koca bir
karanlık var, bunu unutma. İlk önce kapıyı aralayarak başla bakalım. Çok mu
karanlık içerisi? Gerçekten hiç mi bir şey gözükmüyor orada? Aslında daha ilk adımın
ile başladı aydınlanmaya. Karanlığın bir güneşe ihtiyacı vardı ve hadi güneş
olmaya gel o zaman. Sen aydınlattıkça güzellikler ortaya çıkacak. Ne gördüğünü
düşündün ki sen güzelliklerden başka? Aydınlatamayacağını ve karanlığı
istemediğini mi söylüyorsun? Bir dene bakalım adım atmayı. Belki de farklı çarpacak bu sefer, kim bilir?
Heyecan mı istiyorsun? Yeter
artık diyeceksin.
Mutluluk mu istiyorsun? Daha önce
bulamamışım diyeceksin.
Sevgi mi istiyorsun? Daha önce
duymamışım diyeceksin.
Peki, başka ne istiyorsun?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

