22 Ocak 2013 Salı

KARANLIGIN GUNESI OLMAYA GEL :)




           KARANLIĞIN GÜNEŞİ OLMAYA GEL :)

Kendim olmayı unuttum galiba. Karşında biri olduğunda nasıl davranılıyordu ki? Bu baştan savma adımlar ne zaman başladı? Hiç mi öğrenemedin yoksa. Nasıl bu kadar “odun” olunur desek daha doğru olur herhalde. Tekrar adım atmayı mı öğreteceğim yani sana? Ama doğru, “unuttum” ile başladık cümleye. Nerede hani sürprizler? Ne oldu, korkuyor musun yoksa? Korku neden kaynaklanıyor peki, düşünebiliyor musun? Karşındakinden ses çıkmayınca ondan mı korkuyorsun yoksa? Neden rahatsız ediyorsun ki onu? Senin orada olduğunu görmüyor mu sanki? İlla hatırlatman gerekiyor kendini dimi? Ters bir şey söylemesini ve kırılmayı istiyorsun herhalde. Tamam ya sen unutmuşsun her şeyi anladık, hatırlamadığına göre hadi başa dönelim o zaman:

GÜLÜMSE. İşte en güzel yaptığın şey bu, öyle değil mi? Gülümsemek aslında ilk adım değil mi? Suratındaki gülümseme yetmez ama hiçbir zaman. Karşındakini inandırman için yüreğinden gelmeli o gülümseme. Parmakların da gülümseyerek akmalıdır satırlara. Dil inandıramıyorsa gülümsemeleri, o zaman parmaklar anlatmalıdır duraksızca. Satırlar diyince aklına gelen, cümlenin sonuna koyduğun iki nokta bir parantezden kahkaha atıyorsun sanki! Hadi at bakalım kahkahaları satırlarda da görebilecek sanki birileri. Yapabileceğini düşünüyor musun? Gözlerden yaşlar akar iken, satırlar da ağlayabiliyorsa, kahkaha zamanında da gülmeli satırlar. E hadi o zaman. Gülümsesene ya, hadi durma lütfen, sana diyorum işte at şöyle bir içinden gelerek kahkaha. Bak ya hala duruyor musun yoksa? Satırları buraya kadar okuyup, ne diyor bu mu diyorsun hala? İlk kahkahanı at ve yazıya devam et. Bakalım farklılık yaratabildik mi, devam edip görelim o zaman!

Ben ne yazıyordum, nereye gelmişim ya! Ne anlatmak isterken, neler anlatmaya başlamışım. Biraz zorlayalım bakalım düzelebilecek mi kelimeler?

Kapadım işte gözleri sonunda. En sonunda yapılması gerekeni en başta yaptım bu sefer. Farklılık ta bu olsun o zaman. Gözlerinin derinliklerine attım işte ilk adımımı. O gözler olsun derinliklerin sahibi. İzin versin ki boğulmayayım derinliklerinde. Ben bu adım ile başlattım unuttuklarımı ve sıramı savmış oldum. Senin karşında ise koca bir karanlık var, bunu unutma. İlk önce kapıyı aralayarak başla bakalım. Çok mu karanlık içerisi? Gerçekten hiç mi bir şey gözükmüyor orada? Aslında daha ilk adımın ile başladı aydınlanmaya. Karanlığın bir güneşe ihtiyacı vardı ve hadi güneş olmaya gel o zaman. Sen aydınlattıkça güzellikler ortaya çıkacak. Ne gördüğünü düşündün ki sen güzelliklerden başka? Aydınlatamayacağını ve karanlığı istemediğini mi söylüyorsun? Bir dene bakalım adım atmayı. Belki de farklı çarpacak bu sefer, kim bilir?

Heyecan mı istiyorsun? Yeter artık diyeceksin.

Mutluluk mu istiyorsun? Daha önce bulamamışım diyeceksin.

Sevgi mi istiyorsun? Daha önce duymamışım diyeceksin.

Peki, başka ne istiyorsun? 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder